TRAC; Bakanlar Kurulu’nun 08.04.1991 tarih ve 91/1741 sayılı kararı ile kamuya yararlı çalıştığı kabul edilen dernektir.
IARU International Amateur Radio Union üyesidir. Bu sitede yer alan bilgiler amatör telsizcilik konusunda yol göstermek amacıyla hazırlanmıştır. Bilgi ticari olmamak ve kaynak gösterilmek şartı ile kullanılabilir, anlatılan konu ve uygulamaların ehil veya uzman olmayan kişilerce yapılmasından TRAC TA9KE sorumlu tutulamaz. |
| (26) | |
| (21) | |
| (17) | |
| (8) | |
| (7) | |
| (5) | |
| (4) | |
| (4) | |
| (4) | |
| (4) |
Bize ulaşmak isterseniz?
01 kasım 2009 Pazar gününden itibaren çevrimimiz saat 20.00'da alınmaktadır.
![]() |
İleri Uç = Forvet (İng.) |







![]() | Bugün | 300 |
![]() | Dün | 340 |
![]() | Bu Hafta | 1335 |
![]() | Bu Ay | 2995 |
![]() | Toplam | 193257 |
| Engelli Olmak Ya Da Olmamak ! |
|
|
|
| Yazar TB2NMR |
| Pazar, 26 Temmuz 2009 01:22 |
Gözlerimi açtığımda hissettiğim tek şey karanlıktı. Anladım ki sabah olmamış. Neyse canım sorun değil, biraz daha uyurum. Miskin miskin gözlerimi kapıyorum. Aradan bir kaç dakika geçmiyor saatimin uyandırma alarmı çalıyor. Uyandırma... alarm... saat... O an, herşey birbirine giriyor. Alarm sesi adeta beynimin kıvrımlarında zonkluyor. Saatim 07.00'a kurulu. Bir yanlışlık olmayacağına göre geriye bir tek o korkunç gerçek kalıyor. Aman Allah'ım ben... ben göremiyorum!Birkaç gün sonra doktorun odasında... - "Evet beyfendi, yetişkin ve olgun bir insan olduğunuzu görebiliyorum. Sizinle açık konuşacağım. Üzülerek belirtmek isterim ki, ilk analizlerimize göre sizin için yapılabilecek pek bir şey görünmüyor" - "Tüm bunlara sebep bir gün önce bana yapılan yanlış iğne mi? Bunu mu demek istiyorsunuz? Bu kadar basit mi? Nasıl ya... anlamıyorum. Şimdi ben, hiç göremeyecek miyim?" - "Çok üzgünüm, dilerseniz hastaneyi birey olarak dava etme hakkınız var." - "Ne kazandıracak? Oradan kazandığım tazminatı getirip masanızın üzerine yığsam gözlerimi bana geri verebilir misiniz?" ... "Uyandığında kör olmak mı? Ne kadar saçma!" Evet belki düz bir mantık ile baktığınızda haklı bile olabilirsiniz. Ancak bu hele ki Türkiye'de hiç de olmayacak bir şey değil. O gece aldığınız yanlış bir ilaç ya da bir tedavinin sonucu benzer bir olayın yaşanmayacağına garanti verebiliyor musunuz? Sabahleyin tıpkı bir önceki sabah gibi evinden çıkıp, evine dönemeyen kaç insan var bunun farkında mısınız? ![]() Aramızda olanlar ama fark etmediklerimiz onlar. Çoğu kez engelli mi desem özürlü mü desem çelişkiye düşerim. Belki de konduramamak bunun adı. Neden bir sınıflama zorunluluğu gerekli onu da bilmiyorum. Kendimi onların yerine koyuyorum ikisi de garip ve itici geliyor bana. Ancak özürlü yerine engelli (kendi istemi dışında engeli olan) kelimesi sanki biraz daha masumca. Ya da en iyisi başka bir sözcük bulmak. Mesela "engelli" sözcüğü yerine "Modern Dünyanın Robinsonları" demek daha doğru geliyor bana. Biliyorsunuzdur malum hikayeyi. Robinson bir adada tek başına olduğu için yapayalnızdı, oysa bugün engelli olarak addedilenler/ettiklerimiz günümüzde binlerce, milyonlarca kişi arasında yapayalnızlar. Demek ki Robinson'un bir adada olması sadece bir bahane. Onlar bir gün tedavilerine olumlu cevap aldıklarında bizim gibi olabilirler belki ama, bizim her an onlar gibi olma ihtimalimiz zaten her daim yüksek. Bu nedenle birer "potansiyeliz”. Meseleye sadece bu açıdan bile bakacak olursak bugün onlar için bir parmağınızı kıpırdatmanızın faydası kim bilir belki yarın sizin, bizim hepimiz için de faydalı olacak. TA9KE olarak bizler istedik ki onlar için de bir şeyler yapabilelim. Yılda bir kez bilindik özel günlerde onları hatırlamak, küçük aktivitelerde yanyana olmaktan farklı, bir ömür boyu sürecek beraberlik istedilk. O yüzden sitenin ana sayfasında sağ tarafta çağrımızın adı da "Sizi de duyuyoruz" oldu. ![]() Bu proje bir nevi onlara yaşamda bir destek manasında ve "biz buradayız ve sesinizi duyuyoruz, sizler bir adada değilsiniz" diyebilmek. İletişim bugün herkes için bir hayati anlam taşıyor. Buna çok yakında yaşanan üzücü bir helikopter kazasında hepimiz canlı olarak şahit olduk değil mi? Unutmamak gerek ki onlar için iletişim bir kat daha önemli. Bu bağlamda lütfen sadece düşünün ve bir kez için hayal kurun. - Bütün gün bir tekerlekli sandalyeye mahkum olarak, asansörü olmayan bir apartmanda yedinci katta oturuyorsunuz. Aşağıda yürüyenler, koşup, gülenlere siz çoğu zaman ancak hayal dünyanızda katılabiliyorsunuz. Canınız aşağı inmek istese yine birilerine muhtaçsınız. Bulunduğunuz yerdeki sokaklar, toplu taşım araçları veya kaldırımlar ne kadarı siz düşünülerek yapılmış hiç farkettiniz mi? Başka bir kare... Diyelim ki evde tek başınıza kaldığınızda bir problem oldu. Olsun, cep telefonum var diyeceksiniz değil mi? Elbette ama cep telefonu ile aynı andan bir kişiye ulaşabilirsiniz. Ya bir telsiz ile? Bir mandala basıp "yardıma ihtiyacım var" demeniz bile onlarca, yüzlerce kişiye aynı anda ulaşacak. Çağrı adınızı duymak bile o an nerede olduğunuzu bilmek için yeterli. Mobil durumda olmanız da önemli değil. Bu durumda işi olan işini, yemeğini, herşeyi bırakıp o kişiye koşacaktır. Eminim ki ilk varanlar da amatörler olacaktır. Yalnızlık. Belki de en çok hissedilen duygu. Kayahan'ın şarkısında dediği gibi "... el ayak çekilince" bir başınasınız. Kimbilir belki de yalnız yaşıyorsunuz. - Kim istemez birileriyle konuşmak, dertleşmek? - Bir merhaba demek? - O rahatsız eden bakışlar olmadan konuşurken, sohbet ederken bütün engelleri aşmak? - Süregelen bir tartışmaya katılıp benim de fikrim var diyebilmek? Haydi hayalleri bir kenara bırakın. Bütün gün duvarlarla konuşurken, amatör olduktan sonra elinize bir telsizi alıp mandala basıyor ve sesleniyorsunuz. Uzaklarda veya yanı başınızdaki bir evde bulunan bir amatör size cevap veriyor. "Burası ..... sesimi duyan var mı?" ... "Merhaba ben ... Buradayım" Bu sözün anlamını idrak edebiliyor musunuz? Kimseye muhtaç olmadan hiç görmediğiniz birileri size cevap veriyor. Sizi önemsiyor. Karşılıklı bir iletişim sağlanıyor. Kim olduğunuz, yaşınız, işiniz gücünüz, cinsiyetinizin hiç bir önemi yok. O an karşılıklı açılan bir iletişimde dış dünyaya bir koridor açılıyor. Artık Robinsonlar o sessiz adalarında tek başına değil. Hala bir adada olsalar bile bir mandal kadar yakınlarında dostları, onları önemseyen amatörler var. Gerek amatörlerimiz ve gerekse modern dünyanın Robinsonları. Sözümüz sizedir ! Bu çağrıya kulak verin. Gerisini bir şekilde el birliğiyle getireceğiz. Sadece biraz cesaret, bir küçük adım. Eminim ki engelleri hep birlikte kaldıracağız. Mesele sadece amatör olmak değil. Olduktan sonra da el birliği ile ortak çalışmalar yapmak. Bu konuları buraya yazıyoruz ki, amacımız ortak bir bilinç oluşturmak. Biz her şeyi yaparız tüm sorunları çözebiliriz demiyoruz. Sadece gelin hep beraber bu şemşiye altında toplanalım ve karşılıklı neler yapabileceğimizi konuşalım. Fikirler dökülsün, harmanlansın masaya konsun. Bir doktor ya da fizyoterapist nasıl sağlık bilgisi ile onlara yardımcı oluyor ise; bizler de kendi alanımızda ister elektronik olsun, ister yazılım veya isterse amatör telsizcilik, elimizden geldiğince bu çalışmaya gönüllü destek vereceğiz. Tüm bunları yaparken kaybedeceğimiz tek şey çalışma ve uygulama zamanı olurken, karşılığında alacaklarımız çok daha değerli ve hepsini unutturacak nitelikte. Bu ne teşekkür, ne hediye, ne de bir vefa. Sadece ve sadece bir yudum gülümsemedir karşılığı. O zamanki o gülümseme ile bizler de mutlu olur, karışımızdakinin mutluluğunu kendimizde yaşarız. Tüm bu yazdıklarımızdan sonra okuyucularımızın aklına "peki ben ne yapabilirim bu çalışmada?" diye bir soru gelebilir. Şimdilik bunu, şunu ya da bunu yapabilirsiniz diye dar bir alana sığdırmak pek de doğru değil. Yapılabilecek bir çok şey varken hiç bir şey yapamasanız bile burada olup onlara yazılarınızla, ya da yazılmış yazılara katacağınız değerli yorumlarla onlara manen destek olabilirsiniz. Bir amatör telsizci iseniz ulaşabileceğiniz bir engelli arkadaşımıza duygularımızı ilk ağızdan aktarabilirsiniz, bu konuyu onlara anlatabilirsiniz. Akıl akıldan üstündür mantığı ile bizlere fikirler sunabilir, değişik çözüm seçenekleri sunabilirsiniz. Yorumdan kastımız pek tabi yanınızdayım, destekliyorum gibi bir kaç satırlık değil. Yüreğinizden geçenleri kaleme almanızı istiyoruz. Sanırım bu da çok zor olmasa gerek sizin için. ... Burada müsadenizle bir anımı da sizlerle paylaşmak istiyorum... Ankara’da olduğum yıllarda havadan bir çok arkadaşım ve büyüğümle görüşme imkanımız vardı. Bunlardan bazılarını yüzyüze tanıma imkanım olduysa da, görmediğim de bir o kadar çoktu. Farketmiyordu, onlar hep cihazın öbür ucundaydı. Bir gün yaşça benden büyük bir amatör ile görüşme esnasında bir elektronik devrenin imali hakkında konuşuyorduk. Yapması gerekeni tarif ediyordum. Bazı şeyleri tek başına yapamayacağını söyledi. Önce anlamamıştım çünkü yapılacak basit bir şeydi. Konuşmaları düşünürken o ana kadar farketmediğim bir şeyi farkettim. Neden yapamasın? Akabinde kendisi bana telsizde durumunu anlattı. O göremiyordu. İlk anda gerçekten büyük bir şaşkınlık yaşamıştım. Akşamları genelde çağrılara çıkıyor, şu kanala geçelim, bu kanala geçelim ya da şunu söyle yapalım değimizde hiç gecikmeden bunları yapabiliyordu. Sonra dilerse kendisine devrenin yapımında yardımcı olabileceğimi söyledim, kabul etti. Birkaç gün içinde uygulamayı tamamladım. Parçanın bilgisayarına takılması ve orada lehimlenmesi akabinde ayarlanması gerekiyoru. Sağolsun beni evine davet etti, gittim. Karşılaşmamız sanki daha önce de görüşmüşüz gibi tanıdıktı. Telsizden tanıdığımız seslerdi belki de bu yakınlaşmanın sebebi. Oturduk epey bir konuştuk. O da tıpkı (TA7CA) Emin bey gibi bir kaza sonucu görme yetisini kaybetmişti. Ortam o kadar samimiydi ki onun görmediğini unuttum. Elimde bir kablo demeti vardı ve onun cihazının bağlantılarını bilmiyordum. Ben yardım ederim sana “kablolara dokunmam gerek” dedi. Uzattım. Parmakları ile kopan yerleri bir bir inceledi, bana “şu şuraya, bu buraya lehimlenecek” diye tarif etti. Ben lehimleme yaparken o kalkıp mutfağa gitti ve bize çay demledi. Tavşan kanı çayın tadında geçen sohbetlerde zamanın farkında olmamışız. Bizi ortak paydada birleştiren radyo amatörlüğüydü. Görmek bir engel olmaktan çıkmış, bir engeli dostluğumuz kaldırmıştı... ... İşte böyle. Şimdi konumuza kaldığımız yerden devam edelim. Bu proje ile asıl amacımız engelli arkadaşlarımızı da birer amatör telsizci yapmak. Bunu gerçekten başarabilirsiniz. Bize güvenin, sizden beklediğimiz sadece birazcık medeni cesaret ve ilk adım. Bunu el birliği ile kolayca başarabiliriz. Biliyoruz "nasıl olur nasıl olacak yapabilir miyiz?" gibi bir çok soru var aklınızda. Şimdi bunların hepsini bir kenara bırakın. Bakın herşeyden önce aramızda bir çok engelli ve amatör telsizcimiz var. ![]() Dünya da da bunu pek çok örnekleri var. Dilerseniz biz sizin için öncü olması açısından muhtemel soruları sıralayalım ve yine kendimiz cevaplayalım. Diğerlerini siz aşağıda bulunan yorum bölümünden isim yazmadan da sorabilirsiniz. Nasıl sınava girebilirim? Amatör Telsizcilik sınavları her yıl iki kez düzenlenir ve bunların yeri/zamanı önceden duyurulur. (15) gün öncesinden başvurular tamamlanır. Sınav için gerekli yasal şartları karşılıyor olmanız halinde sınava girebilirsiniz. 1. 12 yaşını bitirmiş olmak. 2. En az ilkokul mezunu olmak. 3. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı veya Türkiye ile mütekabiliyet esası uygulamasını kabul etmiş herhangi bir ülkenin vatandaşı olmak genel şatlardır. Amatör Telsizcilik belgesi verilmesi için ise aşağıdaki usuller uygulanır. Amatör Telsizcilik sınavını kazananlarla, yabancı bir ülkeden Amatör Telsizcilik Belgesi almış T.C. vatandaşlarına aşağıdaki şartları taşımaları halinde Amatör Telsizcilik Belgesi verilir. 1. Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlardan mahkum olmamak, 2. Silah ve uyuşturucu madde kaçakçılığı ve toplu kaçakçılık suçlarından mahkum olmamak diğer kurallardır. Sınav için mutlaka o sınav merkezine mi gitmem gerek? Sınavlar başvuruların değerlendirmesine göre belirli merkezlerde ve talep üzerine yapılmaktadır. Şimdiki uygulamalara kadar yerinden kalkamayacak durumda olanlar için ÖSS benzerinde olduğu gibi evde bir veya birkaç gözetmen/görevli nezaretinde sınav uygulaması yapılmadı. Ancak bu durum da ayrı bir değerlendirmeye tabidir ve pekala bir çözüm yolu bulunabilir. Belki de bu güne kadar bir talep gelmediği için böyle bir uygulamaya gerek görülmedi. Bu işlemlerin tümü çok mu pahalı? Tabiki değil. İki adet vesikalık fotoğrafınız, bankaya yatırılan 0,80 kuruş sınav ücreti, nüfus cüzdan fotokopiniz ve C.Savcılığından alacağınız adli sicil (iyi hal) kağıdınız o kadar. Okul sınavlarına nazaran bile oldukça basit kalan bir prosedür ve bürokrasi sadece. Basitliğindeki amaç da zaten bu hobinin teşvik edilmesidir. Sınavda başarılı olabilir miyim? Elektronik konularını çok da iyi bildiğim söylenemez. Bu sadece bir hobi ve diplomalı elektronik mezunları aramıyoruz. Tabiki herkesin bu konularda bilgili olması düşünülemez. Sınavlardaki elektronik bölümü de zaten çok ileri seviye de değil. Kurs öncesi biraz çalıştığınızda mantığını kavradığınızda bunu kolayca yapabileceksiniz. (13-17) yaş arası bir çok arkadaşımızın bu sınavları başarıyla geçtiğini unutmayınız. Ben telsizde konuşamam, çok heyecanlanırım. Herkes beni duyarken ya hata yaparsam kodları yanlış söylersem? Duygular biz insanlar içindir. Tıpkı sevinçlerimiz ve korkularımız gibi. İlkler pek tabi heyecan unsurudur ancak zaman içinde bunu kolayca yenebilirsiniz. Bu aşamalardan hepimiz bir gün geçtik aynı duyguları yaşadık. Topluma konuşmak ya da seslenmek orda birilerinin sürekli sizi dinliyor olmasının getirdiği tedirginlik vs. Aklınızdan çıkarmamanız gereken bir konu bizler asla ve asla küçümseyici ya da benzer bir tavır içinde olmadık olamayız da. İlk çağrılarınızda bile arkadaşlarımız size “hoşgeldiniz” derken, bu camiaya bir kişinin daha katılmış olmasına sevinecek ve size yardımcı olacaklar. Kırıcı olmadan size yapmanız gerekenleri bıkmadan sabırla anlatacak ve yol gösterecekler. Tabiki bu süreçte hepimiz gibi hatalarınız olacak ve tabiki yanlış kodlar da söyleyeceksiniz. Her şey zamanla yerine oturacak ve bunlar tatlı birer anı olarak kalacak. Amatör olduktan sonra mutlaka aktivitelere katılmalı ya da derneklere gitmeli miyim? Hayır böyle bir zorunluluğunuz bulunmamaktadır. Bizler bunu gönüllü yapılan bir hobi olarak görüyoruz. Diğer yandan dostlarımızı her zaman aramızda görmekten onur duyarız. Sohbetler ve paylaşımlar bizi birbirimize daha çok yakınlaştırır. Sanırım telsizleriniz çok pahalı, buna ekonomik gücüm yeter mi? Herhalde günümüzdeki cep telefonları bile bizim el telsizlerimizden daha pahalı olsa gerek. Ekeonomik ve alım gücünüz ile orantılı istediğiniz cihazlara sahip olabilirsiniz. Mutlaka yeni bir cihaz almanız gerekmiyor. Başka bir amatörden devir/hibe yolu ile de ikinci el bir telsiz alabilirsiniz. İsterseniz kendi cihazınızı imal edebilir bunu kullanabilirsiniz. Size daha enteresan bir konudan da bahsedeyim. İlk anda cihaz satın almanıza da gerek yok. Günümüzde VoIP teknolojisi dediğimiz iletişim sektörü yaşamı daha da kolaylaştırdığı gibi amatör radyoculuk da bunu kendine adepte etmede fazla gecikmedi. Bugün hiçbir telsiziniz olmadan dünyanın herhangi bir yerine, sadece Internet’e bağlı bilgisayarınız ile ve hiçbir ek donanıma gerek kalmadan ulaşabilir ve karşılıklı gecikme olmaksızın konuşabilirsiniz. Telsizim olursa sadece kendi yakın bölgem ile mi konuşabilirim? Bulunduğunuz yerde coğrafi şartlar elverdiği sürece henhangi bir aktarıcı röleye gerek kalmadan da el telsizleriniz ile diğer amatörlere ulaşablirsiniz. Coğrafi şartlar derken buna yüksek binalar da dahildir. Ancak her halukarda piyasada satılan ve lisans gerekmeyen PMR tipi telsizlerden çok daha güçlü ve uzak noktalara erişim sağlayabilirsiniz. Yine de amatör telsizcilerimiz en kötü ihtimalleri ve doğal afet durumlarını da göz önünde bulundurarak yüksek tepelerde aktarıcı röle sistemleri kurmuşlardır. Bu röle frekansları ile bulunudugunuz ilde veya komşu illerden çok rahatlıkla diğer amatör telsizciler ile de görüşebilmeniz mümkündür. En çok ne kadar uzağa ulaşabilirim? Açıkçası oldukça zor bir soru. Telsizlerin mandalına bastığımızda çıkan güç cep telefonları gibi santralleri servisleri dolaşmaz, ışık hızında gidebileceği en uç noktaya ulaşır. Bunu kısaca şöyle özetleyeyim. Şimdilik en dikey uzaklıkta, içinde canlı barındıran yer olarak (ISS) Uluslararası Uzay İstasyonu’nu örnek verebiliriz. Ötesine geçen bir arkadaşımız olmadığı için QSO (görüşme) yapma şansımız olmadı. Karada ise Japonya bile telsizin ucunda kapı komşumuzdur. Amatör olunca mutlaka her zaman konuşmam ya da günün belli bir saatinde çağrı yapmam mı gerekli? Cep telefonunuz ile her zaman konuşma zorunluluğu hissediyor musunuz yoksa gerektiğinde mi? Konuşmalar gereksinimlerden doğar. Belki siz belki başkaları size çağrı yapar ve konuşma (karşılıklı iletişim) başlar. Bazı yerlerde (örneğin Erzurum) akşam saatlerinde çevrim adını verdiğimiz bir uygulama devreye girer. Bu da bir zorunluluk değildir. Sadece insanlar sırayla çağrı yapıp cihaz başında olduklarını belirtirler. Bu aslında ben buradayım ve iyiyim anlamındadır. Günün koşuşturması içinde hangimiz arkadaşlarımızı ihmal etmiyoruz ki. Ama çevrim bile bunun telafisi açısından güzel bir uygulama kanımca. Diyelim ki ben görme engelliyim. Örneğin dolaşırken kaybolduğumda telsizin bir faydası olur mu? Tabiki. Bizler olası tüm haberleşme konularını inceliyor ve kendimizi bu konuda geliştirmeye çalışıyoruz. Sesli olarak amatörlere ulaşabildiğiniz gibi data haberleşme sistemini de kullanarak amatörlere ulaşabilirsiniz. Bu konuda geliştirilen APRS sistemi sayesinde (+ taşınabilir küçük ek donanımlarla) anlık olarak bir harita üzerinde (Google Map) konumuz görüntülenebilir. Ekran başındaki bir diğer amatör size ne yöne ne kadar gitmenizi cihazdan sesli olarak aktarabilir. Yardıma ihtiyacınız olduğunda size en yakın güvenlik ya da sağlık birimine nokta koordinat bilgilerinizi aktarıp oraya yönlendirebilir. Hatta bu sistem üzerinden doğum gününü unuttuğunuz ve amatör olmayan bir arkadaşınızın e-postasına (64) karaktere kadar bir kutlama mesajı dahi atabilir, mesaj alabilirsiniz. Sadece bir Yaesu VX-8 el cihazınız ile tüm bunları tek elden yapmanız (yer belirleme hariç) da mümkündür. Telsizim olunca sadece amatörler ile mi haberleşebilirim? Yakın zaman kadar bu sadece amatörler ile sınırlıydı. Ancak zaman içinde amatör telsizciliğin önemi farkedilince karşılıklı yürütülen çalışmalar ve yapılan protokollerle acil durumlarda resmi kurumlar da dahil olmak üzere çağrı yapabilirsiniz. Desenize artık cep telefonuma elveda diyebilirim. Hayır, bizler haberleşme konusunda tutucu insalar değiliz ve asla böyle bir iddiamız yok. Hepimiz gündelik yaşamımızda bilgisayar ve İnternet yanında cep telefonlarımızı da kullanıyoruz. Buradaki ama, telsiz ve amatörlük ile sizlere haberleşme konusunda bir başka alternatif sunmak. Tüm iletişim kanallarınız açık olsun, siz amacınız ve ulaşmak istediğiniz için hangisini tercih ederseniz onu kullanırsınız. Ancak tabiki karşılıklı telsiz ile haberleşmek tamamen ücretsiz onu da hatırlatalım. Sınav sonunda başarılı olmanız durumunda alacağınız belge ve çağrı işaretiniz size amatör telsizciler ile zaten çok rahat bir konuşma imkanı sunacak. Bunun dışında acil durumlarda devlet kurumları ile de irtibata geçebilirsiniz. Örneğin: - Balkonda, pencere kanarında otururken aşağıdaki yolda bir trafik kazası olduğunu ve sürücü ya da yayaların acil sağlık yardımına ihtiyaçları olduğunu gördünüz, - Karşı apartmanda bir yangın çıktı ve itfaiyeye gereksinim var, - Gözlemlediğiniz bir asayiş olayı için emniyet makamlarına veya Jandarmaya ulaşmanız gerekti. - Gecenin çok geç bir saatinde, bulunduğunuz kanaldan yolda kalmış bir amatörün yardım talebini duydunuz ve o an sadece siz dinlemedesiniz. Hepsinde ilgili kurumlara anında çağrı yapıp kendinizi tanıtıp, durumu aktarabilirsiniz. Kim bilir, belki de sizin o anlık duyarlılığınız ile kaç yaşam kurtulacak. Tüm bunları anladım da, bana ne fayda sağlayacak? Yeni bir hobi, yeni bir uğraş yeni dostluklar ve yardımseverlik... Gönüllü olarak yardımlaşmanın huzuru. Belki de en önemlisi “ben de buradayım” diyebilmenizi sağlayacak. Kaybedeceğiniz hiçbir şey yok ancak bu güzel dünyada kazanacaklarınız o kadar çok ki. Sadece bize elinizi uzatın. O el havada kalmayacaktır. Şimdilik bu kadar. Biraz fazla uzun yazı oldu sanırım. Bir sonraki yazımda size yabancı ve engelli bir amatör telsizciyi ve sitemizde engelli arkadaşlarımız için ne gibi değişiklikler düşündüğümüzü anlatacağım. Kalın sağlıcakla. Nefes aldığımız sürece biz bu çatı altındayız, bekleriz. 73, TB2NMR Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:
|
| Salı, 28 Temmuz 2009 00:12 tarihinde güncellendi |